Yoksan

zakkum-cicegim-mihri-5

Ey deniz gözlü kız,

Bakıra çalan göğün maliliğinde yoksun!

Varla yok arasında sensiz ve sevgisizim.

Kayıp şehirlerin çıkmazında,

Çocuk düşlerimi saltığa çıkardım, bil!

Yoksan, ölüm çok yakınımdadır.

Yoksan, mavi düşlerim ilk fırtınayla yollara düşecektir.

Şimdilerde hayatın çok uzağında,

Mavi’sizsim..

Bil ki bu şehir maviye tuzaklar kurmuştur.
Yoksan “sensiz ve mavisiz” yaşamıyorumdur.

Yoksan, her şeyin ortasındayım hiçliğin…

Hatice Elveren Peköz

Reklamlar

Bu Gün

 

zakkum-cicegim-mihri-23

 

Bir yanım İstanbul bir yanım memleket bugün.

Kalabalıklar arasında yalnızlaşan süs çiçeklerine selam olsun.
Ah istanbul ah.

Ne gelene dostsun artık ne de gidene üzülürsün.

Tutma ellerimden İstanbul.

Sana ne dost ne de düşmanım bugün.
Sen ansızın yoluma çıkan al yanaklı Suriyeli kız

Çek yanağını araba camından!

Bakma, demirden ağır masumluğun yüreğime dokunur.

Yüreğim ki, asırlar boyu acılar sarmalıyla yaralı!

Ah Suriyeli kız ah!

Yollar ve yıllar boyu dinmeyen bu hüzün bu ağıt nedir?

Nedendir can damarlarımızda akan kanı toprağa dökeriz?

Bak, baharla bir barış gelsin sana bütün yıldızları bağışlardım.

Bir yanım yollarda bir yanım Karadeniz, Akdeniz bugün

Gelip geçene gülümseyen bir Kayın ağacıyım yaşaçlarda

Yollarda akıp giden tüm yolculara selam olsun.

Yolculara dost, barışa elçi, yolculara kardeşim bugün.

Hatice Elveren Peköz

Nadide Çiçek

15107248_371736963217923_1592951520323572684_n

Ey bozkırların deli kızı,

Yüzündeki o fitnat gülümseyişi bir ben gördüm

Bir de bozkır çiçekleri…

İçinde gizlediğin firdevs çiçekleri rengindeki kahkahaları özgür bırak.

Bırak, kıskandırsın tüm çiçekleri.

Gözlerinin hüznünü, bozkır çiçekleri gölgeleyemez.

Ama bütün şairleri gittiğin o bozkırlarlara, geçtiğin yollara çağırır.

Malumdur ki o bozkır çiçekleri, gözlerine dahi eş olamaz.

Gölgeleyemez gün buğusu gülüşlerini.

Sen yine de içinde gizlediğin kahkahaları özgür bırak.

Bırak ki o nadide çiçeklerinin peşi sıra tükensin yıllar.

Hatice Elveren Peköz

Mona Rosa

Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Sezai Karakoç

Afrika Menekşesi

              Seninle paylaşmak isterdim en zor günleri

Azgın dalgalar her gün dövse de sahilleri

En zorunda olsa da kutuplardaki yaşam…

Ben Afrika menekşesinin narinliğinde

Usulca tutardım ellerini…

Ve hiç olmamış kadar mutlu

Hiç olmamış kadar bahtiyar…

Dipsiz bir kuyuya düşse de umutlar,

Seninle paylaşırdım en karasında kör karanlığı…

Sen bilmesen de bir tanem,

Dağları dal, denizleri yol eylerim.

Afrika menekşesi gözlerin için

Kristalleştiririm güneşi…

 

 

 

Hatice Elveren Peköz

 

İstanbul’da Yağmur

Sabahın alaca karanlığında uyanıyor gün.

Pazarcıların umuda uyanan sesi yağmurun sesine karışıyor.

Az ötelerde korna sesleri, insan yaşamına inen bir ağırlığa yankılanıyor.

Okul yolunda çocuklar, yağmurun varoluş nedeni olduğunu anlıyor.

Pazarcıların umuda uyanan sesleri, yaşamın ezici ağırlığı altında zaman zaman soluklaşıyor.

Oysa hepsinin ortak paydası aynı…

Umudu ekmeğe katık etmek,

Sömürenle karşı dik bir duruşla meydan okumaktır.

Bazen de sıcacık odalarda umuda aralanan küçücük pencereden yaşama gülümsemek…

 

Bu sabah yağmurla umuda uyanıyor gün.

Onca çabayla emek, insanca yaşamın simgesi oluyor birden.

Pazarcılar, ekmeğine göz diken sömürenlere karşı ödün vermek adına sırılsıklam ıslanıyor.

O sömürenler ki deri koltuklarda oturup, ellerini emek edenin cebine atan şark kurnazları…

Onlar alın teri dökenlerin, sırılsıklam ıslananların tarlasına, bağına, başağına göz diken haramiler..

Ama hak yerini bulduğu an, çok sürmez bu devran.

Her şey birden bire değişir.

 

Pazarcılarla çocuklar ekin tarlalarına benziyor bu sabah.

Tarlalarda filizlenen tohum, okul yolundaki çocuklar…

Hepsi varoluş nedeninin sırrına vakıf oluyor birden.

Şiddetle devam eden yağmur, baharın habercisi oluyor.

 

İstanbul, güneşli toprak kokusunun özlemiyle başlıyor güne.

Pazarcılar, çocuklar, korna sesleri ve yağmur…

Gün ağır ağır aydınlanırken, her şey birden bire uyanıyor.

Sıcak odaların pencereleri aralanıyor birden.

Tarlalara düşen tohum, çok sürmez başağa duracaktır yeniden.

Yeter ki yağmur damlaları insanca yaşamın üzerine rahmetle yağsın.

Hak yiyicilerden uzak, emek eden herkese bolluk ve bereket versin…

 

Hatice Elveren Peköz

 

Mona Rosa / Zesai Karakoç

 

Mona Rosa

Mona Rosa

 

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir, södü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar Su kenarında

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev Alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Birgün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler, o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki, kapalı gece ve güne

Altın bilezikler, o kokulu ten

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza, siyah güller, ak güller.

 

Sezai Karakoç

 

Yazı Atölyesi

Kendimize Söyleyen Hikayeler / Yazı Atölyesi Eve evden gidiyordum ve bir araba beni kesti. Adam gerçekten yavaş ilerliyordu ve yarım mil boyunca onu takip ettim. Durduğu gibi ilginç bir hikaye değil. Ama başka bir satır eklediğimizi varsayalım: Böylece bütün zamanı boynuma koydum. Ya da belki de farklı bir çizgi: Bu yüzden… Yazar Todd May’den bir Hikaye […]

Yazı Atölyesi — Tottenham Boys üzerinden

Yazar Cesare Pavese / Yazı Atölyesi

“Her şey insanın çocukluğundadır.” Zaferin tadını çıkarabilmemiz için ölülerin dirilmesi, yaşlıların gençleşmesi, uzaktaki dostlarımızın dönmesi gerekir. Biz bunun düşünü dar bir çevrede, bizim için bütün dünya sayılan bildik yüzler arasında kurmuştuk; şimdi büyüdüğümüze göre, yaptıklarımızın ve söylediklerimizin gene bu yüzlerde yansımasını isteriz. Oysa onlar yaşlanmış, ölmüş, kayıplara karışmışlardır. Bir daha dönmemecesine. Bu durumda umutsuzca çevremize…

Yazar Cesare Pavese / Yazı Atölyesi — Yazı Atölyesi üzerinden

Tottenham Çocukları

Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı,…

Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” / Karadeniz Haberleri — Yazı Atölyesi üzerinden