ANUŞKA

Anuşkam bir çocuktun uçarı, haylaz ve beyaz…

Simsiyah örgülerin uçlarına pembe kurdeleler bağlardın

Baharlarda papatyalar takardın saçlarına.

Evinizin önünden mayıs sabahlarında geçerdim.

Erik ve kayısı ağaçlarınızı taşlarken,

Pencerenizden sardunyalar sarkardı.

Tüm mevsimler bahar, tüm bahçeler sen olurdu haziran akşamlarında,

 

Anuşkam ne garip bakardın öyle.

Gözlerin kış ortasında sardunyalar açtırırdı.

Gülümsedikçe, mavi yıldızlar düşerdi gözlerine.

Bir deniz coşardı, bir de yüreğim.

Sonra bir gün, birden bire büyüyüverdin.

O gün uzun uzun yürürdün sahiller boyu

Kasabasının delikanlıları ardın ne şiirler yazdı.

Saçlarını rüzgârlara bıraktığında,

Uzun eteklerin ayaklarına dolaşırdı.

 

Anuşkam, neden diye sorma hiç.

Ömrümü saçlarına bağlamışım bir kere.

Geceleri kan ter içinde adını sayıklayarak uyanırım.

Üç heceli adın Akdeniz’de on bin fersahta idi.

Uzaklar çağırdıkları gün,

İçimdeki çocuk gözlerine ağlamaklı baktı da görmedin.

Oysa gitsen de bir ömür beklemeye hazırdım.

Ama bilirsin yollar gidip de dönmeyenlere kapalıydı.

 

Neden bir ilkbahar akşamında gittin Anuşkam?

Ne yazlar kışlar geçti de, dönmedin.

Yüzün solgun bir kelebekti, narin ve utangaç

Giderken saçlarını ensende toplamıştın.

Bir de kısa, mavi etekler giyinmiştin.

Kasaba delikanlıları arkandan koştu,

Pencerenizdeki sardunyalar soldu, görmedin.

 

 

 

 

Anuşkam, çocukluğumun asi ve uçarı kızı.

Sensiz ne yazlar ne güzler geçmiyor buralarda

Yolları yüreğime bağladın ve gittin.

Şehirlerin kalabalığına karışıverdi üç heceli adın

Şimdi kentin en kalabalık ve en ücra kuytularında

Yürüdüğün yollardan geçmiyorum.

Sardunyalara ve baharla küstüm.

Oralarda yenibahara uyuyup ve uyanırken,

Kaç kere nisan yağmurlarıyla ıslandı şiirlerim!

Kaç defa, erik ağacınızın altında nöbet tuttum bilmedin.

 

Oysa sonsuz bir mutluluk istemiyordum.

Bahçeli bir evde sardunyalara su verirken,

Senle sonsuz bir huzur dilemiştim hepsi bu.

Gözlerin gözlerime değdiği günden beri,

Elinin değdiği yerlere sardunyalar ekmiştim.

Şimdilerde bebelerin olmuş,

Beşik başında sabahlıyorsundur.

Kocan başka kadınlara gidiyordur kim bili?

 

Yok, sen böyle değildin Anuşkam.

Gözlerin çocuk çocuktu.

Kavak yelleri eserken, sardunyalarla söyleşirdin.

Kasaba delikanlıları adına şiirler yazardı hep.

Sense örgülü saçlarına papatyalar takardın.

Gülümsedikçe, kelebekler dudaklarında uçuşuverir.

Ellerin ellerime değdiğinden günden beri,

Uzun etekli kadınların ardı sıra yürüyorum sen diye…

 

 

Hatice Elveren Peköz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s