Birçok kirlenmeden ötürü, düşünce hava su gibi,

Bir şoku yaşıyorum insancıl duygularımla.

Bütün duyarsızlıkların inadına,

Sorgulamak istiyorum yanlış olan ne varsa.

Sonra onca kirlenmişliğin içindeki dünyayı, yeşil, mavi beyaza çeviriyorum.

Hiç söylenmemiş kelimelerden bir demet kalem alarak,

Namlunun ucunda çiçekler açtırıyorum.

Kötülüklerin inadına yazıyorum gerçeğin en gerçeğini,

Susmuyorum işte…

 

Düşüncelerin susturulduğun devirlerde,

‘Firavunlar tabletleri kütüphanelerde kırdırdı.

Sonra Hitler orduları Avrupa da ilk önce kütüphaneleri yaktılar.

Yetmedi, eli kanlı katiller medeniyetin doğduğu toprakları,

Kan gölüne çevirdiler…

Onlar da ilk önce işe kütüphanelerden başladılar.

 

Yetmedi, dünya tarihinde ilk defa aydınlar bir otel odasında yakıldı!

Savunma amacıyla dikilen tüm duvarlar birer simgeydi.

Asıl görünmez duvarlar kalemşorların etrafına örülmekteydi.

Kafatasçılık, ırkçılık, sömürü sürüp giderken,

İlk önce kitapları yakıp çocukları vurdular!

 

Sorsam ölümü bu denli basit gören kim?

Namlunun ucunda kale gibi duran güç kimde?

İnsanlığın hala sömürgeleştirilmeye çalışıldığı devirde,

Eli kalem tutun kimse, uyanmalıdır bu gaflet uykusundan!

Yeri gelince zalimin oyununu şiirle bozmalıdır.

Onca kirlenmişliğin inadına ben de,

Sevgiyle, barışı salık veriyorum insanlığa.

İnadına siyaha mavi yazıyorum.

Ve Susmuyorum işte…

 

 

Hatice Elveren Peköz

Reklamlar