Nefretin rengi, şekli yok anne!

Doğudan batıya kadar aynı acıyı yaşar çocukla kadın.

Nefret ne batılı, ne de doğuludur bil.

Irkı, dini, dili yoktur şiddetin.

Doğudan batıya kadar aynı…

 

Aşk yüreklerde demirden ağır oltadır anne.

Her oltanın ucunda bir kadın yüreği takılıdır.

Oysa sevip sevildikçe gül yaprağına benzeyecektir çocukların yüzü.

Evler, çocuk gülüşleri, sevinciyle çiçeklenecektir.

 

Şiddet ne Asyalı, ne Afrikalı, ne doğulu, nede batılıdır anne.

Salt kadının bağrında bıçak yarasıdır.

Kötülük, kahrolası savaşlarla, törelerin karanlık yüzündendir.

Biraz da kara yürekli, kara vicdanlı fetvacıların karanlık düşlerinden vuku bulur.

 

Töre cinneti nice zamandır kör bir kış uykusunda,

Pusudadır anne.

Sevgisizlik, kanayan yara, bir kördüğüm!

Nefret ateştir, yakar kavurur.

Sevgisiz adamların iki dudağı arasında cehenneme çevirir dünyayı.

Oysa sevgi içselleştirildiğinde dünyadaki savaşlar yok olurdu.

 

Şiddetin başı, sonu yok anne.

Kadın aşkın E halinde, ölüme daha yakın durur.

Sözde namuslu bir kocanın silahının ucunda, kanlı gömleğini giyinmeye mahkum edilir.

Bazen de kapalı kapılar ardında, şiddetin pençesinde çığlık çığlığadır.

Oysa kadın daha çok ana-bacı, kardeştir sevginin deminde.

Çocuklar kadar narin, çocuklar kadar berraktır gülüşleri.

 

Töre nice zamandır kör bir kış uykusunda anne.

Kadın salt bu yüzden yüzyıllardır törelerin kıskacında,

Ölümle yaşam arasında ince bir çizgide durur.

Kızlar salt bu yüzden namus belasıyla toprağa diri diri gömülü.

 

Nefretin rengi, şekli yok anne.

Kötülük ne batılı, ne de doğuludur bil.

Irkı, dini, dili yoktur şiddetin.

Doğudan batıya kadar aynı…

 

Hatice Elveren Peköz

 

Reklamlar