2009

Damla, anneye zoraki bir gülümseyişle baktı.

Anne iç çekişlerle odadan çıkıp gitti.

Her yer karanlık ve sessizliğe bürünmüştü.

Genç kız dalgındı, gözlerini yumdu.

Sonra bedeni sarsılarak uyandı.

Tuttu bir şiir daha yazdı.

Bir an için kendini gerçek sevdalı sandı.

Şiirlerin büyüleyici dizelerine kanmış,

Sessiz dünyasında ne varsa haykırmalıydı.

 

Damla yaşama son bir gülümseyişle baktı.

Ölüm başucunda, hücreleri yüzde doksan kanserdi.

Üstelik yarın anneler günüydü.

Bir ona şiirler yazmalıydı.

Ah bir iki dizelik nefes daha alamaz mıydı?

Oysa zavallı kalbi her şeye rağmen yaşama inanmıştı.

Umut ise uzaklarda bir limandı.

Suskundu, yaşama biraz daha direndi!

Ve son bir şiir daha yazdı.

 

Bugün kalbim kuytularda ey ölüm!/

Kuşları, cam kırıklarını/

Annem için, GDO’lu tohumları yazmalıyım./

Yeniden özgürleştirmeliyim kuşları./

Yüreğimde bir burç gibi örülü ey dağlar,/

Bir gün umudum gerçeğe dönmese eğer/

Anneme söyleyin,/

Bir mayıs kelebeğiyim ben!/

Ama istemem/

Genetiği bozuk, kokusuz, yapay güller getirmeyin!/

Diyordu…

 

Anne odaya gözyaşlarını gizleyerek girdi.

Perdeleri araladı, gün doğmak üzereydi.

Oda birden aydınlanıverdi.

Genç kız gülümseyerek uyuyor gibiydi?

Taş soğukluğundaydı küçük elleri.

Anne ona dokundu, öptü, acıyla sarstı.

Damla sonsuz uykuya dalmak üzereydi.

Başucunda duran şiirleriyle,

Yaşama son bir gülümseyiş salıyordu…

 

Hatice Elveren Peköz

 

 

Reklamlar