Monthly Archives: Kasım 2016

Yoksan

zakkum-cicegim-mihri-5

Ey deniz gözlü kız,

Bakıra çalan göğün maliliğinde yoksun!

Varla yok arasında sensiz ve sevgisizim.

Kayıp şehirlerin çıkmazında,

Çocuk düşlerimi saltığa çıkardım, bil!

Yoksan, ölüm çok yakınımdadır.

Yoksan, mavi düşlerim ilk fırtınayla yollara düşecektir.

Şimdilerde hayatın çok uzağında,

Mavi’sizsim..

Bil ki bu şehir maviye tuzaklar kurmuştur.
Yoksan “sensiz ve mavisiz” yaşamıyorumdur.

Yoksan, her şeyin ortasındayım hiçliğin…

Hatice Elveren Peköz

Bu Gün

 

zakkum-cicegim-mihri-23

 

Bir yanım İstanbul bir yanım memleket bugün.

Kalabalıklar arasında yalnızlaşan süs çiçeklerine selam olsun.
Ah istanbul ah.

Ne gelene dostsun artık ne de gidene üzülürsün.

Tutma ellerimden İstanbul.

Sana ne dost ne de düşmanım bugün.
Sen ansızın yoluma çıkan al yanaklı Suriyeli kız

Çek yanağını araba camından!

Bakma, demirden ağır masumluğun yüreğime dokunur.

Yüreğim ki, asırlar boyu acılar sarmalıyla yaralı!

Ah Suriyeli kız ah!

Yollar ve yıllar boyu dinmeyen bu hüzün bu ağıt nedir?

Nedendir can damarlarımızda akan kanı toprağa dökeriz?

Bak, baharla bir barış gelsin sana bütün yıldızları bağışlardım.

Bir yanım yollarda bir yanım Karadeniz, Akdeniz bugün

Gelip geçene gülümseyen bir Kayın ağacıyım yaşaçlarda

Yollarda akıp giden tüm yolculara selam olsun.

Yolculara dost, barışa elçi, yolculara kardeşim bugün.

Hatice Elveren Peköz

Nadide Çiçek

15107248_371736963217923_1592951520323572684_n

Ey bozkırların deli kızı,

Yüzündeki o fitnat gülümseyişi bir ben gördüm

Bir de bozkır çiçekleri…

İçinde gizlediğin firdevs çiçekleri rengindeki kahkahaları özgür bırak.

Bırak, kıskandırsın tüm çiçekleri.

Gözlerinin hüznünü, bozkır çiçekleri gölgeleyemez.

Ama bütün şairleri gittiğin o bozkırlarlara, geçtiğin yollara çağırır.

Malumdur ki o bozkır çiçekleri, gözlerine dahi eş olamaz.

Gölgeleyemez gün buğusu gülüşlerini.

Sen yine de içinde gizlediğin kahkahaları özgür bırak.

Bırak ki o nadide çiçeklerinin peşi sıra tükensin yıllar.

Hatice Elveren Peköz

EYLÜL-ŞUBAT-HAZİRAN   

Hatice Elveren Peköz

           1990   

Eylül aşkın en mahzun,

Çocukların en saf halidir.

Her yaprak düşerken yüreğimden,

İçimde bir şeyler kırılıp kalır.

Eylül sarışın yazdan alır rengini.

Ondan daha çok güze yatkındır.

Şubat eski zamanlardan sonra gelerek siyah şallara bürünür.

Bakire kızın yalnızlığı yaşadığı anlarda,

Ondan çoğalmayı besler.

Bakire kızın aşka düşmüşlüğü,

Özlemlerin en şiddetli halidir biraz.

Haziran baharla vedalaşırken,

Kız henüz aşka düşmüştür…

Bahardan çok yaza daha yakın durur.

Dingin çağlarında sevili kadın…

Çoğalan topraklar gibi ağır ağır çoğalır.

Bahar özünden veren ana gibidir biraz.

Saçlarını aşkın ellerine dolayarak,

Bir o kadar dingin, bir o kadar da cömert.

Yaşamın özüne sevgiler taşır.

Yüreği coşkulu nehir…

Hatice Elveren Peköz

View original post

BURUK SENFONİ  / Bir Yaprak Düşereken

Hatice Elveren Peköz

BİR YAPRAK DÜŞERKEN               11. Temmuz 1996.

Bir yaprak daha düşken hayatımızdan,

Düşlerden gerçeğe doğardı güneş

Ve her sona varışlarda yolluların,

Nehir olup akardım denize…

İşte o gün bu dündür,

Kendime gelemedim ben.

İçimde bir sen büyür,

Bir orman büyür sonsuzluklarda,

Denizde dalga gibi…

Hatice Elveren Peköz

            1998

Mutluluk Senfonisi

Renkler mutlulukla vals yapınca,

Bulutlar toprağa sulara yazdırdılar aşkı.

Gün olur rüzgâr olup savrulduk ordan oraya.

Gün gelir bir yaprakla kalbe düştü yüreklerimiz.

Dudaktan kalbe düşerken hasret,

Aşk denizle dalga gibi,

Sahillere vuran burk bir senfoni…

Hatice Elveren Peköz

View original post