Mevsimlerden sonbahardır artık .

Gitmek ve kuşlarla yollara düşmek zamanı…

 

Mevsimler sonbahardadır artık.

Ayrılık ısısız limanlarda pusuda bekler onu.

Sarı yapraklar O’nun rengi olur.

Gidenlerin ardında yüzüne buruk bir gülümseyiş yerleşir.

O evlerin yalnız kapıları üzerine kapanır usulca.

 

O, yine de bakire kızların gelinlikli hayalleriyle süsler dallarını.

Allı tüllü düşlere uyuyup uyanırdı.

 

Her gidiş, ondan bir parça alıp götürür.

Gençliği bir serap gibi akıp giderken avuçlarından,

Buruk gülüşlerinin ardına gizlemeye çalıştığı yalnızlığıyla çocuklara gülümseyemezdi.

Akşamları küflü sandıklara sakladığı allı tüllü gelinliğini çıkarıp duvarlara asardı.

Sonra gün doğmadan bohçalara sarıp sarmalayarak saklardı.

 

O, eğilip bükülmez bir direngenlikle yaşama meydan okurdu.

Yüreği, matemi siyahlara bürünür ağladığını göstermezdi hiç.

 

Gidenlerin ardından ıssız limanlarda gemilere el sallar sessizce.

Onun yüreğinden kalkan trenler hiç bilmediğimiz şehirlerden geçer,

Trenler umut, keder, sevda yüklü…

En onmaz düş kırıklıkları yağarken bir kuş gelip penceresine konuverir.

Ömrü takvimlerden yaprak yaprak düşerken,

Şiirler şarkılar onun gölgesinde ıssızlaşır.

 

Sonbaharlarda, yaprakların konfeti eşliğinde radyolarda  hüzzam makamında şarkıları çalardı.

Yanaklarına inci tanesi yaşlar süzülür.

Akşamlar yel değirmenlerin gölgesinde uzayıp gider…

Topraklar suya kanarken karayel üşütmez O’nun ellerini..

Bakire kızların küflü sandıklarında gizlediği solan karanfillere içlenir.

 

Şarkılar günbatımında maviye karşı söylenirken,

O hiç dönmeyecek sevgiliyi umutla beklerdi.

 

Her göç vaktinde sandıklar ve kapılar açılmamak üzere birer birer kapanır.

Küflü sandıklarda karanfiller solarken şiirler sessizleşir, şarkılar dilsiz olur .

O evin yalnız köşelerinde dualar okuyarak adaklar adar,

Bakire kızların adına mumlar yakardı.

 

 

Hatice Elveren Peköz

 

Hatice Elveren Peköz

Reklamlar