Bu Gün

 

zakkum-cicegim-mihri-23

 

Bir yanım İstanbul bir yanım memleket bugün.

Kalabalıklar arasında yalnızlaşan süs çiçeklerine selam olsun.
Ah istanbul ah.

Ne gelene dostsun artık ne de gidene üzülürsün.

Tutma ellerimden İstanbul.

Sana ne dost ne de düşmanım bugün.
Sen ansızın yoluma çıkan al yanaklı Suriyeli kız

Çek yanağını araba camından!

Bakma, demirden ağır masumluğun yüreğime dokunur.

Yüreğim ki, asırlar boyu acılar sarmalıyla yaralı!

Ah Suriyeli kız ah!

Yollar ve yıllar boyu dinmeyen bu hüzün bu ağıt nedir?

Nedendir can damarlarımızda akan kanı toprağa dökeriz?

Bak, baharla bir barış gelsin sana bütün yıldızları bağışlardım.

Bir yanım yollarda bir yanım Karadeniz, Akdeniz bugün

Gelip geçene gülümseyen bir Kayın ağacıyım yaşaçlarda

Yollarda akıp giden tüm yolculara selam olsun.

Yolculara dost, barışa elçi, yolculara kardeşim bugün.

Hatice Elveren Peköz

Nadide Çiçek

15107248_371736963217923_1592951520323572684_n

Ey bozkırların deli kızı,

Yüzündeki o fitnat gülümseyişi bir ben gördüm

Bir de bozkır çiçekleri…

İçinde gizlediğin firdevs çiçekleri rengindeki kahkahaları özgür bırak.

Bırak, kıskandırsın tüm çiçekleri.

Gözlerinin hüznünü, bozkır çiçekleri gölgeleyemez.

Ama bütün şairleri gittiğin o bozkırlarlara, geçtiğin yollara çağırır.

Malumdur ki o bozkır çiçekleri, gözlerine dahi eş olamaz.

Gölgeleyemez gün buğusu gülüşlerini.

Sen yine de içinde gizlediğin kahkahaları özgür bırak.

Bırak ki o nadide çiçeklerinin peşi sıra tükensin yıllar.

Hatice Elveren Peköz

EYLÜL-ŞUBAT-HAZİRAN   

Hatice Elveren Peköz

           1990   

Eylül aşkın en mahzun,

Çocukların en saf halidir.

Her yaprak düşerken yüreğimden,

İçimde bir şeyler kırılıp kalır.

Eylül sarışın yazdan alır rengini.

Ondan daha çok güze yatkındır.

Şubat eski zamanlardan sonra gelerek siyah şallara bürünür.

Bakire kızın yalnızlığı yaşadığı anlarda,

Ondan çoğalmayı besler.

Bakire kızın aşka düşmüşlüğü,

Özlemlerin en şiddetli halidir biraz.

Haziran baharla vedalaşırken,

Kız henüz aşka düşmüştür…

Bahardan çok yaza daha yakın durur.

Dingin çağlarında sevili kadın…

Çoğalan topraklar gibi ağır ağır çoğalır.

Bahar özünden veren ana gibidir biraz.

Saçlarını aşkın ellerine dolayarak,

Bir o kadar dingin, bir o kadar da cömert.

Yaşamın özüne sevgiler taşır.

Yüreği coşkulu nehir…

Hatice Elveren Peköz

View original post

BURUK SENFONİ  / Bir Yaprak Düşereken

Hatice Elveren Peköz

BİR YAPRAK DÜŞERKEN               11. Temmuz 1996.

Bir yaprak daha düşken hayatımızdan,

Düşlerden gerçeğe doğardı güneş

Ve her sona varışlarda yolluların,

Nehir olup akardım denize…

İşte o gün bu dündür,

Kendime gelemedim ben.

İçimde bir sen büyür,

Bir orman büyür sonsuzluklarda,

Denizde dalga gibi…

Hatice Elveren Peköz

            1998

Mutluluk Senfonisi

Renkler mutlulukla vals yapınca,

Bulutlar toprağa sulara yazdırdılar aşkı.

Gün olur rüzgâr olup savrulduk ordan oraya.

Gün gelir bir yaprakla kalbe düştü yüreklerimiz.

Dudaktan kalbe düşerken hasret,

Aşk denizle dalga gibi,

Sahillere vuran burk bir senfoni…

Hatice Elveren Peköz

View original post

O Evin Yalnız Köşeleri

Hatice Elveren Peköz

Mevsimlerden sonbahardır artık

Gitmek ve kuşlarla yollara düşmek zamanı…

Giderken hazan mevsiminde sarı yapraklar onun rengi olur

Ayrılık ısısız limanlarda pusuda bekler onu…

Evlerin yalnız kapıları kapanırken, o bakire kızların gelinlikli hayalleriyle süsler dallarını

Allı tüllü düşlere uyuyup uyanırdı

Gençliği bir serap gibi akıp giderken avuçlarından, çocuklara gülümseyemez

Akşamları sakladığı allı tüllü gelinliğini duvarlara asar, gün doğmadan bohçalara sarıp sarmalayarak küflü sandıklara saklarıdı

Ağladığını göstermezdi hiç

Issız limanlarda gemilere el salladı sessizce

Yüreğinden kalkan trenler hiç bilmediği şehirlerden geçerken, sevda, umut taşır

En onmaz düş kırıklıklarında bile, bir kuş gelip penceresine konuverir

Gün batımında hayalleri yel değirmenlerin gölgesinde uzar gider

Topraklar suya kanarken, karayel üşütmez ellerini

Ömrü takvimlerden yaprak yaprak düşerken, şiirler şarkılar onun gölgesinde ıssızlaşır

Bilir ki sarı yaprakların konfeti eşliğinde tüm radyolarda bir sonbahar şarkısı çalıyordur

Ve tüm bakire kızların küflü sandıklarında gizlidir hayalleri

Sandıklar ve kapılar açılmamak üzere birer birer kapanırken, geceleri tüm bakire kızlar adına o…

View original post 27 kelime daha

Düş Kapıları

Hatice Elveren Peköz

Hayat kokardı çocuk denizlerim

Yağmura bürününce şiirlerim, yüreğim üşür.

Önce su olurum sonra toprak.

Yalnızlar rıhtımında savrulunca yaprak yaprak

Bir yanım gül bahçesine çıkar,

Bir yanda düş kapıları açılır ağır ağır

Ne kadar zaman oldu bilmiyorum?

Ayışığı gecelerinde bekler yalızlığım

Uzaklardan çağırırken çocukluğum,

Kapılar kapanır ağır ağır.

Hey gidi sefil, direngen çocukluğum

Seslensem içimdeki denizler uyanırdı

Bilirim, sevgim kıramaz yalnızlık zincirlerini

Kopmaz, koşamaz geleceğe doğru.

Gelen giden olmaz

Son bir defa gözlerimi yumsam hayata,

Okyanuslar ötesine güneşler doğmaz

Düşerim yıkılırım, dönemem geri

En erişilmez çiçekler uçurumların kıyısında açarken,

Gün batımına karşı direnirim.

Hey yalınayak, yalnız çocukluğum,

Bir tarla çiçeği kadar yalnız ve uzak şimdi…

Dalgalar koynunda yakamozlar kadar uçarı ve direngen.

Sevgisizlikten solsa da karanfiller,

Solan güllere, sahte ellere dokunamam.

Her yıl dönümünde çocuklar kış masallarıyla uyur ve uyanır

Yüzyıllar ötesinden seslenişlerini bir ben duyarım bir de Akdeniz

Şairler dönselerdi uzak denizlerden

Kutsal Bakirelerin adına adaklar adanırdı yeniden

Akdeniz mavileşirken…

View original post 20 kelime daha

DÜŞ MELEĞİ / Hayata Dair

Hatice Elveren Peköz

DÜŞ MELEĞİ                 1996

Sen yolunda ölümüne yürüdüğüm aşk!

O yalnızlıklar artık benim.

Benim seni yıldızlarla kardeş yapan.

Sen dönüşü olmayan yollarda unutmuşken bendeki seni

Söyle, bunu nerden anlasın yüreğim…

Bak hala ölümüne sevdalı

Ve hala o bıraktığın yerde beklemekteyim.

Benim seni sen yapan gül bahçelerinin düş meleği…

 

Hatice Elveren Peköz

HAYATA DAİR                                     1988

 

Hayatta aşama aşama yürürüz.

Hayat bize sunulmuş bir armağan ..

Her aşamada bir yol vardır bizi sevinçlere taşıyan.

Her evrede bir sürpriz olur bizi şaşırtan.

Hayatın zorlu bir aşamasında bazen,

Hüzünle tanışır, gözyaşlarına sığınırız zamanın.

Hayat, işte böyle bizi,

Her aşamada bir bahçeye götürür.

Katıksız gönül bahçelerinde yaşarız kimi gün,

Kimi gün de bir sevgiden yön buluruz.

Gün olur annemizin sevecen kollarına sığınır,

Gün olur kardeşimizin sıcak sevgisiyle huzura erişiriz.

Gün olur arkadaşımızın can bahçesinde güveni öğrenir.

Sevdiğimizin gönül bahçesinde aşkı yaşarız bazen.

Sonra geceler, gündüze karışır.

Mutluluğumun doruğunda hüzünle sevinci paylaşırız.

Yaşamın en…

View original post 113 kelime daha

YOLLARDA 

Hatice Elveren Peköz

             1996

 

O gün yine yollardaydım.

Seni o yollarda bulduğum,

Kaybettiğim şehirdeydim.

Aradım yalnızlaşan kalabalıkların içinde.

Sanki her yerde sen,

Herkes sana benziyor,

Her sima biraz sendin.

 

Umutların yittiği yerde yine yollardayım.

Seni bu yollarda tanıyıp

Bu yollarda kaybetmiştim

Bir şehrin sokaklarda her gün aradım seni.

Her caddede sanki sen,

Her köşe başında sen vardın.

Sanki çıkıverecektin aniden

Sarılıverecek missin gibi ellerime…

 

Artık bu yollarda yoksun…

Her yolcudan seni sorar,

Her durakta bekliyorum.

Bir bilebilseydin beni,

Neler yaşadığımı bir görsen;

Nasıl da solar bahar çiçeklerim.

Duysan çığlıklarını yüreğimin,

Dünyanın bir ucunda da olsan,

Bu yollara düşer,

Bu yollarda âşık olurdun.

Her yolcudan bir öykü yazar,

Her durakta şair olurdun.

İnsan bir düşmeye görsün bu yollara,

Bu yollarda kaybolurdu…

 

Hatice Elveren Peköz

 

*****

YILLARI SALLA GİTSİN            1995

 

Sonu gelmeyen doğum sancısıdır aşk,

Zamanla dayanılmaz olan…

İçimizdeki çocuğun yaşama dönme sürecidir.

View original post 94 kelime daha

Nejat İşler’le Birlikte Öykü Yazmaya Var mısın?

Hatice Elveren Peköz

Belki inanmayacaksınız ama Nejat İşler’le birlikte öykü yazdım. aracılığıyla

Tepedeki Ev

Şeref tezgahı erken kapattı. Bindiği dolmuşta eski plaklardan bir tango çalıyordu. Hemen yanına bir kadın oturdu. Elinde sıkı sıkı kucakladığı birkaç (Bavul) dergisi vardı. Bir derginin kapağında “tepedeki kiralık ev” yazıyordu. Şeref gözlerini kapadı. “İçindeki sese güven. Mutlak bir ev bulursun be Şeref. Çok düşünme” diye düşündü. Şeref, günlerdir öğrenci kızı ile oturacakları biraz geniş kiralık ev arayıp durmuştu. İlk durakta dolmuştan indi. Kiralık yazan ilk evin kapısını çaldı. Ona kapıyı açan kadın biraz sırıttı. “Olmaz, size nasıl güveneyim? Evi versem on günde harabeye çevirirsiniz. Bir de bekar ve öğrenciye ev falan vermem. Şeref’in içindeki ses; bu şekilde bir ev bulmalısın” diyordu. Kadına, “niye korkuyorsun evi vermekten? Kızım okusun diye de kalkıp ta buralara geldik. Şeref; “içimdeki sessiz çığlıklardan bıktım. Ama aramak ve bulmak…

View original post 222 kelime daha