Tag Archives: Bir damla su içinde deryaları büyüten çocukluğum

Mona Rosa / Zesai Karakoç

 

Mona Rosa

Mona Rosa

 

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir, södü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar Su kenarında

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev Alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Birgün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler, o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki, kapalı gece ve güne

Altın bilezikler, o kokulu ten

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza, siyah güller, ak güller.

 

Sezai Karakoç

 

Reklamlar

Bu Gün

 

zakkum-cicegim-mihri-23

 

Bir yanım İstanbul bir yanım memleket bugün.

Kalabalıklar arasında yalnızlaşan süs çiçeklerine selam olsun.
Ah istanbul ah.

Ne gelene dostsun artık ne de gidene üzülürsün.

Tutma ellerimden İstanbul.

Sana ne dost ne de düşmanım bugün.
Sen ansızın yoluma çıkan al yanaklı Suriyeli kız

Çek yanağını araba camından!

Bakma, demirden ağır masumluğun yüreğime dokunur.

Yüreğim ki, asırlar boyu acılar sarmalıyla yaralı!

Ah Suriyeli kız ah!

Yollar ve yıllar boyu dinmeyen bu hüzün bu ağıt nedir?

Nedendir can damarlarımızda akan kanı toprağa dökeriz?

Bak, baharla bir barış gelsin sana bütün yıldızları bağışlardım.

Bir yanım yollarda bir yanım Karadeniz, Akdeniz bugün

Gelip geçene gülümseyen bir Kayın ağacıyım yaşaçlarda

Yollarda akıp giden tüm yolculara selam olsun.

Yolculara dost, barışa elçi, yolculara kardeşim bugün.

Hatice Elveren Peköz

Nadide Çiçek

15107248_371736963217923_1592951520323572684_n

Ey bozkırların deli kızı,

Yüzündeki o fitnat gülümseyişi bir ben gördüm

Bir de bozkır çiçekleri…

İçinde gizlediğin firdevs çiçekleri rengindeki kahkahaları özgür bırak.

Bırak, kıskandırsın tüm çiçekleri.

Gözlerinin hüznünü, bozkır çiçekleri gölgeleyemez.

Ama bütün şairleri gittiğin o bozkırlarlara, geçtiğin yollara çağırır.

Malumdur ki o bozkır çiçekleri, gözlerine dahi eş olamaz.

Gölgeleyemez gün buğusu gülüşlerini.

Sen yine de içinde gizlediğin kahkahaları özgür bırak.

Bırak ki o nadide çiçeklerinin peşi sıra tükensin yıllar.

Hatice Elveren Peköz